Konya’nın güneydoğusunda bulunan Çatalhöyük, 20. yüzyılın en dikkat çekici Neolitik Çağ keşiflerinden biri olarak öne çıkıyor. Yeni yapılan genomik araştırmalar, bu antik yerleşimin toplumsal yapısına dair çarpıcı bilgiler sağladı. M.Ö. 7000 ile 6000 yılları arasında yaklaşık bin yıl boyunca iskan edilen Çatalhöyük, 1958 yılındaki keşfinden bu yana arkeologların büyük ilgisini çekiyor. Yapılan araştırmalar, Çatalhöyük’ün Avrupa’daki diğer Neolitik yerleşimlerin aksine anasoylu (matrilineal) ve anayerkil (matrilokal) bir topluma sahip olduğunu ortaya koydu.
Science dergisinde yayımlanan çalışmada, 46 araştırmacı tarafından 35 evden toplanan 131 bireyin genomu ve 395 iskelet incelendi. Elde edilen veriler, kadınların yaşamları boyunca evlerinde kalırken, erkeklerin yetişkinliğe ulaştıklarında yer değiştirdiklerini gösteriyor. Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise kız çocuklarının mezarlarında, erkek çocukların mezarlarına oranla 5 kat daha fazla eşya bulunması oldu. Bu durum, toplumda kadınların daha fazla öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Polonyalı arkeolog Arek Marciniak, çocuk iskeletleri arasında yapılan cinsiyet tespitinin, kız ve erkek çocuklar arasında yaklaşık eşit bir oran olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak kız çocuklarının mezarlarında son derece karmaşık hediyelerin bulunması, erkek çocuklar için aynı durumun geçerli olmaması dikkat çekici bir fark olarak öne çıkıyor.
Çatalhöyük’teki anasoylu yapı, erkeklerin kötü muamele gördüğü ya da katı bir matriarkal otorite olduğu anlamına gelmiyor. Uzmanlar, bu yerleşimde güçlü bir sosyal eşitlik anlayışının hâkim olduğunu vurguluyor. Koç Üniversitesi’nden ve Stanford Üniversitesi’nden (Emeritus) Prof. Dr. Ian Hodder, geçmiş araştırmalarda kadın ve erkeklerin beslenme biçimleri arasında bir fark olmadığını belirtti ve “Çatalhöyük neden anasoylu bir yapıdaydı?” sorusunu gündeme getirdi. “Kadınlar baskın değil, ancak merkezi bir rol oynamaktaydı. Asıl sorulması gereken soru, insanlığın neden daha sonra hiyerarşik bir yapıya büründüğüdür.” dedi.
Çatalhöyük, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almakta ve nüfusunun zaman zaman 8 bine kadar ulaştığı tahmin edilmektedir. Yerleşimde evler bitişik nizamda yapıldığı için sokak veya ön kapı yer almıyor. Sosyal etkileşim, evlerin çatılarından sağlanıyordu. Yönetim, ibadet veya zenginlik gibi hiyerarşik ayrımlar gösteren yapılar bulunmamaktadır. Ölüler, evlerin zemininde yer alan kilden yapılmış platformların altına gömülüyordu.
Mevcut Kazı Başkanı Ali Ozan, Çatalhöyük’teki kadın odaklı yaşamın dikkat çekici bir diğer özelliğine işaret etti. Ozan, Avrupa’daki diğer Neolitik topluluklarda çok sayıda insanın ölümüne neden olan şiddet olaylarının aksine, Çatalhöyük’te yüzyıllar boyunca hiçbir organize şiddet izine rastlanmadığını belirtti. Daha önce bulunan “Çatalhöyük’ün Oturan Kadını” ve benzeri figürinler, bölgede “Ana Tanrıça” kültünün ya da kadına duyulan yüksek toplumsal saygının sembolleri olarak bilim dünyasında tartışılmaya devam ediyor.
